Göç, Sokak Çocukları ve Madde Bağımlılığı

Tüm çabalara karşın, hızla büyüyen ve gelişen Ülkemizde aynı ölçüde artan toplum ve birey talepleri karşısında sadece devlet olanakları ile bu ihtiyaç ve taleplere beklenen seviyede cevap vermek mümkün olamamaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, özellikle 1960’lı yıllardan itibaren yaşanan ve kontrol edilemeyen kırsal kesimden kentlere göç ve bunun yarattığı çarpık kentleşmedir.
Türkiye’nin değişme dinamiğini ortaya koyan nüfus artışının ilk ortaya çıkan belirtisi, çocuk nüfusunda görülen artıştır. Türk toplumunun artan bir yüzde ile çocuk nüfusuna sahip olması, bir yandan yarınımız olan genç kuşakları bize kazandırırken; diğer yandan da, bazı ön görülemeyen gelişmelere bağlı olarak, büyük şehirlerde ve özellikle Metropollerde yoğunlaşan iç göç hareketi, çocuklar için birçok olumsuz koşulların hazırlayıcı etkeni olmuştur.
Sokak Çocukları en kaba tabiriyle; Eğitimsizlik, göç, çarpık kentleşme, işsizlik, yoksulluk gibi ana nedenlerle sosyolojik yapısı bozulan ailelerin çocuklarını yetiştirme ve yönlendirme de yaptıkları önemli hata ve gösterdikleri ihmal ile sosyal ve ekonomik durumları yeterli olmamakla birlikte, sağlıksız aile ilişkileri sonucu çocuklarını ihmal ve istismar eden ailelerin ürünüdür.
 Büyük şehirlerin mevcut yerleşim alanları, alt yapısı içinde yer bulamayan bu nüfus, bir yanda gecekondu inşa ederek, plansız bir biçimde yerleşim ve konut sorunlarına çözüm bulurken, diğer yanda geçimlerini temin için( kayıt dışı) ekonomi içinde istihdam olarak ayakta kalmaya çalışmıştır. Elbette üzerinde durulması gereken unsur bu noktada sadece iç göçler olmamakla birlikte diğer etkenler üzerinde de dolaylı olarak durmak gereklidir.
  Sokağı mesken tutarak günlük hayatının tamamını sokakta geçiren, yaşadıkları ortamlarda her türlü ihmal, istismar, sömürü ve kötü davranışa maruz kalan, aile veya yasal yakınlarıyla bağları kısmen ya da tamamen kopmuş, risklere karşı kendilerini koruyamayan, çoğunlukla da yaşadıkları ortam ve geçirdikleri travma sonucu uçucu ve uyarıcı madde kullanan çocuklardır.
Sokakta çalışan çocukları sınıflandırma işine girmek oldukça yoğun çalışmayı gerektirdiğinden, yüzeysel olarak değinmemiz gereken gelişmemiş şehirlerde yaşayan, kardeş sayısı çok olan ve ekonomik olarak daha iyi bir yaşam kalitesi hedefleyen çocukların şehrin cazip yaşantısından etkilenip evlerinden kaçmaları yada aileleri tarafından gönderilmeleri önemli faktör olarak göze çarpmaktadır. Bunun yanında şehir hayatı içerisinde okul saatleri dışında geç saatlere kadar çalışıp evlerine dönen çocuklarında sayısı oldukça fazladır. Bunların temelinde aile içi şiddet, parçalanmış aile yapısı, ekonomik faktörlerin yetersizliği, bilinçsiz aileler yatmaktadır. Bu tür faktörlerin baskın olarak var olması çocukların ailelerden kopmasına ve sokağın özgür cazibesine kapılmalarına sebep olmaktadır. Sonunda aynı ortamda bulunan çocuklarla çeteleşmeler ve özenti içerisinde, arkadaşların etkisiyle maddeyi kullanma ve madde bağımlılığı söz konusudur.
Göç ve çarpık kentleşme toplumumuzun sosyal, kültürel ve ekonomik dengesini sarsmıştır. Kır’dan Kent’e gelen aileler sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlar karşısında geleneksel davranış biçimlerinden uzaklaşmış, bölünmüş, dayanışma ve sahip çıkma duygusunu kaybetmiştir. Bu nitelikteki ailelerden topluma yansıyan en önemli sonuç ihmal edilen, dışlanan, terk edilen, istismar edilen ve şiddete uğrayan çocuklardır. Bu çocuklar ya aileleri yada çeşitli çıkar grupları tarafından sokakta çalıştırılarak sırtlarından gelir elde edilen yada tüm bu acılardan, şiddet ve sevgisizlikten sokakta yaşamayı tercih eden en önemli sosyal sorunlardan biri haline gelmişlerdir.
  Bu çocuklar, yaşadıkları tüm olumsuzlukları bastırma duygusuyla kısa süre içerisinde aradıkları sevgiyi hayal dünyasında bulma umuduyla uçucu ve uyuşturucu maddelerin pençesine düşmektedir. Onlara sahip çıkılmadığı takdirde kaçınılmaz olarak gelecek için toplumsal bir tehlike halini alacakları İstanbul valiliğince de tespit edilerek, bu ciddi tehlikenin önlenmesi ve çocuklarımızın topluma, ailelerine ve kendilerine kazandırılmasını sağlamak amacıyla 2000 yılından itibaren çeşitli inceleme ve araştırmalar yapılarak sonucunda geliştirilen Güvenlik Kararı, Proje, Uygulama Planı gibi rapor ve yasal metinlerle bir tedbirler demeti uygulanmaya başlanmıştır. İstanbul Valiliğinin son olarak çıkardığı “Sokağın Tehlikelerine Maruz Kalan Çocukların Korunması, Eğitim-Öğretimin Sağlıklı Devamı ve Kamu Esenliğinin Sağlanması İle İlgili” 2009/1 sayılı karar ile İstanbul ili ve mülhakatında sokakta yaşamak, çalıştırılmak ve dilenmek zorunda bırakılan çocukların beden, ruh ve ahlaki gelişimlerini, güvenli ve huzurlu bir ortamda yaşamalarını sağlayarak gerekli eğitimi aldırıp, topluma faydalı birer birey haline getirmek hedeflenmiş olup, Ayrıca çocukları, alkollü içki, uçucu ve uyuşturucu maddeleri kullanma alışkanlığından, fuhuş, cinsel taciz vb. sokakta oluşabilecek her türlü suç ve tehlikelerden uzak tutmak amaçlanmıştır. 2009/1 sayılı karara bağlı olarak sokakta çalıştırılan veya çalışan 18 yaşından küçüklerden alış veriş yapan vatandaşlara da teşvik ettirmek suçu ile alakalı olarak 143 Ytl para cezası kesilmektedir.
Bu tür uygulamaların ülkemiz genelinde arttırılması muhakkak sokakta çalışan veya çalıştırılan çocuk sayısını azaltacak buda çocuklarımızı istismardan ve madde bağımlılığından uzak durmasına etken teşkil edecektir. Unutmamak gerekir ki çocuklarımız ne olursa olsun korumakla, ailelerine bakmakla yükümlü değillerdir, bilakis aileleri tarafından korunmakla yükümlüdürler.
Metin KILIÇ  www.sosyologum.com